17 Mart 2009 Salı
Duygusal anlar
Google 'da "family portrait" tegiyle arama yapıp görsel sonuçlarına bakmanızı tavsiye ederim. Ama sadece tavsiye ederim. Üzerine siz de yukarıdakine benzer şeyler yaparsanız mesuliyetine karışmam. Bir de Copeland 'in Part time lover diye bir şarkısı var. Siz dinlemeseniz bile güzel şarkı lan. O derece.entering Yağız zaman: 01:12 1 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal
16 Mart 2009 Pazartesi
Siktirgit
entering Yağız zaman: 18:26 2 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal, zbam serzeniş
24 Şubat 2009 Salı
Everything's be Fine
Akşam oldu. Geldi ve "ayrıldık" dedi. Cevap veremedim. Hep verememişimdir zaten. Bu gibi anlarda başkalarının bana nasıl davranmasını istiyorsam ben de öyle davranırım insanlara genelde. T-shirt hâlâ ipte asılı. Ve hâlâ her şeyin güzel olacağına inanıyorum ben. Çünkü bazı şeyler hayatımıza girmeden önce nasıl mutlu yaşayabilmişsek eğer, onlar hayatımızdan çıktıkları zaman da yine aynı şekilde mutlu olabileceğimizi düşünürüm. "Zaman herşeyin ilacıdır" dendiğinde bir çok insan dalga geçiyor ya hani. Bence biraz fazla hafife alıyorlar zamanı.
entering Yağız zaman: 16:39 5 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal, zbam serzeniş
22 Şubat 2009 Pazar
Ev Hali

Durumum gerçekten vahim, 3 gündür evden dışarı ekmek almaya bile çıkmadım, internet bağlantısı kesik, şifresiz komşu wireless'ı kovalar oldum evde. Buldum mu affetmiyorum. O başka. Birde hayatımda ilk kez ciddi bir firmadan iş teklifi aldım freelance (yada freelenca yada firilens ulan! neyse) onu yapmaya uğraşıyorum fotoşopta, bu yüzdendir ki elime kalem alamıyorum ki illüstrasyon neyin yapayım, efenime söylüyim sonra birde altına bişeyler yazayım, insanlar okusun filan.
Dışardan kah chp kemal kılıçtar oğlu'nun, kah sahadet partisinin seçim şarkıları önce güçsüz bir şekilde duyuluyor, sonra ses kuvvetleniyor, şahlanıyor, sonra güçsüzleşip yok oluyor. Aynı hayat gibi şu seçim otobüsleri öyle değil mi sevgili zbam okuyucuları. Ben ise şimdi karar verdim artık düzenli uyuycam, sabahları yüzümü yıkamaya başlıycam. Yeter.
Şu işleri halledeyim, yepyeni bomba gibi işlerle aklınızı alacağıma yemin edebilirim. Ciddiyim.
entering Yılmaz Şen zaman: 07:01 3 yorum
kategorayzing: sending: Yılmaz Şen, zbam masal
and The Oscar Goes to
entering Yağız zaman: 02:00 2 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal
20 Şubat 2009 Cuma
18 Şubat 2009 Çarşamba
Matara ne ya
entering Yağız zaman: 17:28 0 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal, zbam serzeniş
17 Şubat 2009 Salı
16 Şubat 2009 Pazartesi
dirtybeat
![]()
küçükken sevdiğim yemekler yoğurtlu makarna, yoğurtlu pilav ve tosttan ibaretti.
dayım bir gün bana askerde yemeğini bitirmeyenlerin dövüldüğünden bahsettiğinde çok korkup daha fazla çeşit yemek yemeye başlamıştım.
artık sadece balık yemiyorum, umarım askerde balık yemeği yoktur. çünkü hayatta en korktuğum şey dayak yemektir.
şu ana kadar bir kere annem dövdü beni gerçek anlamda, onun dışında hiç dövülmedim. umarım askerde beni dövmezler.
entering Yılmaz Şen zaman: 16:16 3 yorum
kategorayzing: sending: Yılmaz Şen, zbam masal
İştah Meselesi
Manikdepresif dipnot: İlüstrasyon boktan olabilir, yeni yeni çizmeye başladığım için o muhtemelen. Zamanla düzeleceğine gönülden inanmam bir yana, bu yola baş bile koyabilirim. Potansiyel var yani. Bu kadar.
entering Yağız zaman: 10:59 0 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal, zbam serzeniş
15 Şubat 2009 Pazar
Sövgölölör Gönö
entering Yağız zaman: 12:37 0 yorum
kategorayzing: sending: Yagiz, zbam masal
3 Şubat 2009 Salı
Alis Harikalar Diyarında Ölsün - SarıDolmuş
Dolmuşları çok severim. Minibüsleri sevmediğim doğrudur fakat gerçekten bak, dolmuşlar bir harikalar. Yalnız yanlış anlaşılmasın, dolmuşları ne kadar seviyorsam, şoförlerinden de bir o kadar nefret ederim. Normalde, bozuk para vermediğim için, müziğim kulaklığımdan taştığı için, her virajda savrulma garantili orta sıradaki tabureyi reddettiğim için veya hakkım olan 5 kuruş para üstünü talep ettiğim için beni azarlamalarına anlayış gösterebilirim. Akşama kadar direksiyon sallıyorlar, yazık adamlara zırvalarından değil, yeterince sinirlenirse karşı yönden gelen dolmuş şoförünü de olaya dahil edip kafamı gözümü yarmalarından çekindiğim için gösteririm o anlayışı. Kendisi ve koltuğunun altında gizlediği odunu yetmiyormuş gibi bir de destek ister bu adiler. Sonuç itibariyle dediğim gibi tüm bunlara normalde anlayış gösterirdim, fakat dolmuş henüz kalkmadan kahya ile şakalaşan, yüzünde güller açan o şoför gaza basar basmaz bambaşka bir insan olmuyor mu, ben buna dayanamıyorum. Diyorum ki neden bana da kahyaya baktığı gibi bakmıyor bu adam, neden benimle de şakalaşmıyor diyorum, nerede yanlış yapıyorum anlamıyorum. Kahyalarda olup da bende olmayan nedir, bunu anlayamıyorum.
İşte bu yüzden sevgili okur, ben kahyaları çok kıskanıyorum.
entering ariskarafil zaman: 14:41 2 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, zbam masal
30 Ocak 2009 Cuma
Beni herkes sevdi bir sen sevmedin - William Bradly
Ya arisciğim, bizimki reklam evliliği, ben doğallıktan yanayım, ne o öyle silikon milikon, insan mısın ya derken tıpkı seven'da karısının kafası kargo kutusu ile çölde eline verildiğinde ağladığı gibi ağlamaya başladı bu. Vay be dedim herif ne güzel rol yapmış o zaman. Bradciğim dedim, bu kız seni sıkıyor mu, arkadaşlarla rakıya çıkacağız dediğinde surat asıyor mu, sen esas bundan haber ver dedim. Ağlamaktan yaşaran gözleri, gülünce legends of the fall'da julia ormond'u ilk gördüğü anki gibi ayrı bir parlar oldu bradimin. Demiyor abi, ancelina bana hiç karışmaz, çok anlayışlıdır dedi. E dedim, senin derdin doğal kadınlarla mı birlikte olmak, bu mu yani hayattaki tek sorunun. Düşündü biraz, burn after reading'de giysi dolabının içinde vurulmadan hemen önce takındığı gülüş yerleşti suratına. Anladım kerata seni dedim, peki sen arislerle rakıya çıkıyorum desen, biz seni ataköye götürsek keyfin yerine gelir mi dedim. Anlamadı bu, bakırköye yeni taşındığı için buraları daha bilmiyor çünkü, ataköyde ne var ki abi dedi. Ulan hınzır dedim, hem süt gibi kadın istiyorsun, hem de nerede bulunur bilmiyorsun, bizim ihsan abi var, onda telefon numarasından geçilmez, bir arayalım dedim. Aradık konuştuk falan, ama tabi brad pitt gelecek demedik, ismini versek fiyat iki katına çıkar, 500 dolar dedi bunlar, sabaha kadar. Brad dedim, 500 dolara bu iş tamam. Fiyatı duyunca 12 monkeys'te hastanede ilaç almamak için yaptığı gibi aptalı oynamaya başlamaz mı. yok tüm parasını bakırköyden aldığı eve yatırmış da, yok cebindeki son parasını sabah mutfak masrafları için ancelinaya bırakmış da, yaa dedim, brad, tamam ya, ağlama dedim, biz çocuklarla aramızda toplar, sana ısmarlarız, dert etme, yeter ki biz seni hep snatch'te boksörü tek yumrukla devirdikten sonraki gülüşünle görelim yao dedim. Söz veriyorum sizi utandırmayacağım ağbi dedi. Eferin dedim.
entering ariskarafil zaman: 12:18 0 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, zbam masal
28 Ocak 2009 Çarşamba
Alis Harikalar Diyarında Ölsün - Sahne Tozu

derken sunucu gür sesiyle haykırmaya başladı. ve iştee, bu senekii, en başarılı erteleme ve ertelediklerine üşenme hastalığı dallarında birinci olan hastamııız, ariiis karafiiiil.
entering ariskarafil zaman: 12:49 2 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, zbam masal
1 Kasım 2008 Cumartesi
Beni herkes sevdi bir sen sevmedin – Doğulu Bros
İbre 130u gösterirken ozan gözünü yolda ayırmıyordu. 130 o araba için henüz başlangıçtı fakat ozan dikkatli bir çocuktu ve muhabbet koyu olduğundan, hız yapmak istemiyordu. Ya kenan dedim, isyan bu haykırış, kandırdım, aşk oyunu, kurşun adres sormaz ki falan ne güzel şarkılardı; hani sımsıkı sıkı sıkıya bile katlanabildik o kadar güzel şarkılardı saydıklarım, fakat sonra ne olduysa cıvıttın sen ya dedim. Ya ariscim dedi, ben o sıralar böyle tıknaz, uzun saçlı bir yiğittim ya dedi, popstar mopstardım ama abazalıktan yastıkla uyuyordum vallahi billahi dedi. Sonra tuğçe geldi, ben güzelden anlarım diye şarkı yapıp benimle çıkarsan sana veririm deyince de hemen kabul etmek zorunda kaldım vallahi çok fenaydım ya anla beni lütfen dedi. Ozan ki sksen yoldan gözlerini ayırmaz, pis pis sırıttı bize doğru. Hep bu ozan puşdu götürüyordu abi manitaları ya dedi ve ilk gözyaşı damlası da yolda yılan gibi süzülen porşun deri koltuğuna damlamış oldu. Kenanım dedim, anlıyorum seni boşver üzülme dedim, tuğçe nasıldı bari yatakta, ağlattı mı bari seni dedim. Böyle sanki az önce gözyaşlarına boğulan hüzünlü çocuk o değilmiş gibi, abi çıkarmadan üç diyeyim sen anla ya dedi. Oha lan msni var mı dedim. Kenan beni çok sever, var lan tabi, benim manitam senin manitan dedi, tam telefondan msne girip tuğçenin mailini verecekti ki bu yamuk paparazziler bizi sıkıştırdı, güzelim porşla ağacın birine daldık. Hastane mastane yalan oldu tabi msn. Tuğçe de zaten yunanistana kaçtı. Paparazzilere gıcığım.
entering ariskarafil zaman: 06:31 1 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, zbam masal
Holy Bubble - Fokus
Ev halısının üzerindeki çizgileri yol olarak düşünüp, oyuncak arabalarımı parkederken de, halının üzerindeki geniş yuvarlaklara iskambilden çok katlı evler yaparken de hep aynı hissiyata sahiptim. Dikkat. Odaklanmak her şeyden önemliydi ve sevgili okur; dikkatten kahkaha veya ağlamaya vaktim kalmazdı. Ta ki mutfağa giden bir annenin rüzgarıyla çok katlı evlerim yıkılana, küçük ayak darbesiyle park halindeki araçlarım dağılana dek. Ben hiç kahkaha atamadım okur.
entering ariskarafil zaman: 06:29 0 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, zbam masal
Ayofdıtaygır - Metal kaplar pariteyi belirler
Sirkeci, mahmutpaşa, eminönü çevresindeki atölyemsi işletmelerde işlerin yolunda gidip gitmediğini öğrenmek için gizli bir formülüm vardır. Öğle yemeği saati biter bitmez giyerim sivil kıyafetlerimi, elimde de içinde değersiz çaputlar olan bir poşet, dalarım önüme gelen ilk handan içeri. Selamın aleyküm beyler, bir adres soracaktım da... Şayet girdiğim dükkanda, boş bir taburenin üzerinde veya kapının önünde; bulgurları bitirilmemiş bir adana veya kurumuş yoğurt-sosla sıvalı metal kebapçı tabaklarının, evvelsi günün gazete kağıtlarıyla kamufle edilmeye çalışıldığını görürsem; derim ki bu dükkanda işler tıkırında. Bu dükkanda tost veya evden getirilen önceki akşam yediğin yemekler değil, kebap yeniyor. Bu dükkanda insanlar kibritten kürdan yapmıyor, kürdana para veriyor. Gazete kağıtlarının yaşadığı dram bana o dükkanın mali tablosunu fısıldar. Ben her ayın tam ortasında bu tefftişlerimi gerçekleştirir, kim para kazanıyor kim kazanırmış gibi yapıyor gözlemlerim. Buna göz derler ve piyasa benden sorulur ağalar.
entering ariskarafil zaman: 05:35 1 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, sending: e g, zbam masal
31 Ekim 2008 Cuma
Holy Bubble - Balık
7 yaşında falandım. Bir şeylere and içmek için küçük bir yaştı. Fakat ben ‘hayatım boyunca suratına tekme atabilmeyi hayal ettiğim’ büyümüş de küçülmüş çocuklardandım. Çoğu insan, bir zaman makinesi olsa, geleceğe gider, loto sonuçlarını öğrenip geri gelir diye tahmin ediyorum. Bense çocukluğuma dönüp kendimi tekmelemek, ağzımı burnumu kırmak istiyorum. Hatta bunu arzuluyorum. Bu isteğimi ilk farkettiğim an, tüh lan 2 dakika önce farketseydim keşke ne kadar dayaklık olduğumu demiştim. Bu bir paradokstu elbette ama dünyadaki tüm balık krakerleri yemeye and içmeme engel değildi. İlk birkaç yıl, özünde hiç de öyle bir insan olmamama karşın inanılmaz disiplinli bir biçimde tükettim bu balık krakerleri. Hatta 9-12 yaş arası beni şişman hatırlayanlar, bunun balık krakerden kaynaklandığını bilmezler. Onlara hep, “bir arkadaşımla büyümek için yarışıyorduk, o esnada şişmanlamışım, arkadaşımsa şimdi kocaman adam oldu” dedim. Yine de her şeye rağmen –ki buradaki her şey, şişman bir ‘ergenliğe giriş’ döneminin insan psikolojisindeki etkilerini kapsar, balık krakere olan hayranlığım azalmadı. Evet balık krakere olan hayranlığımda zerre değişiklik yoktu ama kadınlar, fit olmak, sağlıklı beden gibi silsilelere olan hayranlığımın artması, içtiğim andı ‘başımın üzerinde ekmek bölerek’ geçersiz saymaya itti. Tabi bu kararımın ardından, balık krakerler rahat bir nefes aldı. Ürediler, dünyaya açıldılar. Bugünse, pişkin pişkin masama geldiler. Hem de onlarcası. Yalnız bu kez savaşı ben kazandım Adrian. Hepsini ben yedim. Yedim onları.
adriaaann basardiiikk adriaaann… basardiiikkkk…
entering ariskarafil zaman: 14:51 0 yorum
kategorayzing: sending: ariskarafil, zbam masal






