sending: Yılmaz Şen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sending: Yılmaz Şen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2009 Cumartesi

sokakta bile varız






22 Şubat 2009 Pazar

Ev Hali


Durumum gerçekten vahim, 3 gündür evden dışarı ekmek almaya bile çıkmadım, internet bağlantısı kesik, şifresiz komşu wireless'ı kovalar oldum evde. Buldum mu affetmiyorum. O başka. Birde hayatımda ilk kez ciddi bir firmadan iş teklifi aldım freelance (yada freelenca yada firilens ulan! neyse) onu yapmaya uğraşıyorum fotoşopta, bu yüzdendir ki elime kalem alamıyorum ki illüstrasyon neyin yapayım, efenime söylüyim sonra birde altına bişeyler yazayım, insanlar okusun filan.

Dışardan kah chp kemal kılıçtar oğlu'nun, kah sahadet partisinin seçim şarkıları önce güçsüz bir şekilde duyuluyor, sonra ses kuvvetleniyor, şahlanıyor, sonra güçsüzleşip yok oluyor. Aynı hayat gibi şu seçim otobüsleri öyle değil mi sevgili zbam okuyucuları. Ben ise şimdi karar verdim artık düzenli uyuycam, sabahları yüzümü yıkamaya başlıycam. Yeter.

Şu işleri halledeyim, yepyeni bomba gibi işlerle aklınızı alacağıma yemin edebilirim. Ciddiyim.

16 Şubat 2009 Pazartesi

dirtybeat


küçükken sevdiğim yemekler yoğurtlu makarna, yoğurtlu pilav ve tosttan ibaretti.
dayım bir gün bana askerde yemeğini bitirmeyenlerin dövüldüğünden bahsettiğinde çok korkup daha fazla çeşit yemek yemeye başlamıştım.
artık sadece balık yemiyorum, umarım askerde balık yemeği yoktur. çünkü hayatta en korktuğum şey dayak yemektir.
şu ana kadar bir kere annem dövdü beni gerçek anlamda, onun dışında hiç dövülmedim. umarım askerde beni dövmezler.

6 Şubat 2009 Cuma

hissediyoruz

kanepeye çıktım. aşşağı baktım. yüksek değildi.
atladım. ayağım halıya değdi atlayınca. garip değil mi hayat. halı ve ayak. his, hisler. hissetmek iyi.

31 Ocak 2009 Cumartesi

vicdan

Tut yedim duttu beni
Yârim unuttu beni
Yarı yola varmadan
Hıçkırık tuttu beni.

27 Ocak 2009 Salı

04:43

''yazamıyorum.'' dedim kendi kendime.
hiç bir şey yazamaz hale gelmiştim.

arkadaşlarım aramıyorlardı beni.
bende onları aramıyordum.
evimde oturup,
ekmek arası beyaz peynir, domates yiyor;
külotlu çorap giyiyor;
evde telefonlara bakıyor;
kapı çalınca ben açıyor;
babamı yemeğe ben çağırıyordum.

işte bu yüzden yazamaz hale gelmiştim.

31 Ekim 2008 Cuma

naber

sabah ecegökalp aradı. blog'a bişey koy dedi. bende koydum blog'a bişey. aris değilimki devlete kafa tutayım, sanatçı biriyim ben ürkek biriyim. devleti karşıma alamam ben, yapamam... anca tramvayda filan adamlar çizerim onları blog'a koyarım. imla kurallarınada dikkat etmem, yanlış (yalnış) yazarım. bazende işte... ne biliyim... hoşgeldin zıbamkom. hadi bakalım.

18 Ekim 2008 Cumartesi

celıs

4 Ekim 2008 Cumartesi

içimsıkıldı

anlamlı olması
gerekmez bence.
20:22

26 Eylül 2008 Cuma

german


15 yıldır almanyadayım. tek kelime almanca bilmem.

19 Eylül 2008 Cuma

Eskişey

Ben küçükken çok az dışarda oynardım.
Benimde kendime göre haklı sebeplerim vardı.
Tahsin diye bi çocuk vardı. Olur olmaz yerde işerdi.
Pipisini herkese göstermek pahasına hemde.
Utanmak, çekinmek nedir bilmezdi tahsin.
Genelde toprağa işerdi tahsin.
Önce toprağı oyardı ortasından, sonra o oyuğa işerdi.
Bunun adına ise ''çimenta'' yapmak derdi.
Ben hiç çimenta yapmadım çünkü pipimi gösteremezdim kimselere.
O benim pipimdi ve kimse görmemeliydi pipimi.
Bu yüzden Tahsin ve arkadaşları tarafından hep dışladım. Hep hor görüldüm. Sevilmedim

Geçen tahsini gördüm. Arkadaşlarıyla birlikte bizim eski evin sokağındaki yıkık duvarın önünde bekliyor, geçen kızlara laf atıyorlardı. Arkadaşlarından müsade isteyip konuşmak istediğimi belirttim.
Sonra
- Çimenta yapalımmı Tahsin?
diye sordum.
Kabul etmedi. Israr ettim. Kabul etti. Utanmazlığın coşkusu ve kendine güven duygusuyla birlikte neşeyle şarkılar söyleyerek çimenta yaptık Tahsinle birlikte.
bana dönüp;
- Artık çimenta yaptığına göre sende bizden birisin. Kemal ile İdris pilarda solonuna gittiler. Sende gelsene bizle dedi. Kıramadım sonra pilardo oynadık. Tahsin, İdris ve Kemal karşısında çok büyük farkla kaybettim. O günden sonra Tahsini ve arkadaşlarını bi daha bi daha görmedim görmekte istemedim.

14 Eylül 2008 Pazar

sankiymişimde gibiymiş gibi mi?hı?



Otobüsler ve dolmuşlar. Belki de dolmamışlardır ikisi de.
Sevilmeyi saygı görmeyi beklerlerken. Adamlar kadınlar hatta çocuklar bile bindi içlerine.
Bir keresinde otobüste kusan bi çocuk görmüştüm. Ağlamıştı kustuktan sonra. Yanımda Yağız adında hiç sevmediğim bir çocuk vardı.
Gülüşmüştük. Ben ise küçükken ağlamazdım çok.
Bi keresinde kafama ayakkabı düşmüştü. Annem düşürmüştü.
Ayakkabının tahta bir topuğu vardı. Topuğun keskin kenarı kafama gelmişti, ağlamıştım o zaman. Çünkü canım yanmıştı.
Annemde dövmüştü ağladım diye. Küçükken işler karışıktı. Anlamıyordum. haala da anlamıyorum ben.

Geçen de dışarı çıktım. İçki içildi. Alkollü. Gene anlamadım bişey ben. İnsanlar vardı etrafımda. Kıyafetli, saçlı filan. Gözleri var hepsinin bakıyolar filan. Etrafımda dolaşıyorlar. Hepsi de insan ama. Düşünüyorlar filan yani onlar da. Değişik t-shirtleri var. Benimkisi düz renk. Baskısı yok. Nası bulmuşlar. Yırtarım hepsini de. Gelmesinler bana.
Neyse sonra bira bile içtik hatta. Kızlar vardı. Gittiler. Ben de gittim. Arkadaşlarım vardı. Onların yanına gittim.
Fotoğraf çektiler. Ben de çıktım fotoğraflarda. Fotoğraf makinesini istedim. İçinde benim olduğum fotoğraflara baktım. Beğenmediğim iki fotoğrafımı silip makineyi iade ettim geri. Anlamadı salaklar. İşte yine üstün olmuştum kendimce hinlik yapmıştım. Ama maldım. Kendi mallığının farkına varmak çok acayip şey. Hayat daha da zor oluyo böyle olunca.Kendi kusurunun farkına varmak. Acı çekiyosun. Üzücü bir durum; sonra eve gitmeliyim dedim.
Bok gibiydi çoğu şey öyle hissediyordum. Gün boyu gelişen olaylar kötü olaylar değildi baktığın zaman. Ama hepsi birlikte kötü hissettirmişlerdi. Of bilmiyorum işte.
Otobüse bindim. Gidip kapı ağzında durdum. Otobüsten inmek isteyenler beni geçmek zorunda kaldılar. Zorluk çıkarıyordum, hatta bi kadın omzuma bile dokundu geçmek için. kısa süreli bi sessizlikten sonra kadının elini tutan adamı fark ettim. Adamın beni dövmesinden korktum. Medeni insan taklidi yapıp kadının ve kadını korumak ve rahatsız edenleri, sıkıntı yaratacak her türlü sorunu döverek bertaraf edebilecek o adamın yanımdan bana sürte sürte geçerek otobüsten inmelerine izin verdim. İndiler. Ben de İki durak sonra indim.
İki katlı otobüs geldi bitane. Madem gelmiş binelim dedim içimden. Komikşey gibi söyledim. Gülmedim ama. Gene maldım.
Otobüse bindim. Alt katta durdum. Koltuklar dolmuştu içerde bi adam bana bakıyordu. Rahatsız oldum. Sessizce osurdum. Intikamımı almıştım.
Sonra uzun saçlı siyah tişörtlü bi adam vardı. Sonra herkes gibi o da indi otobüsten. Oda adamdı resmen. Gözlü. Saçlı. Düşünen biri. Benim gibi ama ben değil.
Kafamı eğmek zorundaydım çünkü otobüsün tavanı alçaktı. Boynum ağırmaya başlamıştı ve daha yolu yarılamamıştık bile.
Keşke kısa boylu olsaydım dedim. Bağırarak. Benim bağırmamı fırsat bilerek bana baktı otobüsteki herkes. Ben de madem bana bakıyorlar ben de onlara bakayım dedim. Bi süre bakıştık. Bi tanesi yerinden kalktı beni kenara çekti çıkma teklif etti. kabul etmedim. Şu anda yeni bir ilişkiden çıktığımı hazır olmadığımı söyledim. anlayışla karşıladı yerine oturdu. Yolculuk devam ediyordu.
Bir anda üst kata çıkmak istedim. Normalde yapmam. Olduğum yerde dururum. Bana bazen küçük şeyler bile çok zor gelebiliyor. Acaba bu davranışım insanları rahatsız edermi. Rahatsız olan biri beni dövermi diye sorular sordum kendi kendime. Ama bu defa üstesinden geldim ve otobüsteki insanları yararak üst kata çıktım. Şanslıydım. Son boş koltuğa oturdum. Yanımda adam vardı. Çekinmeden durdum yanında. Sanki bişey yokmuş gibi yaptım. Ama vardı yanına oturmuştum onun. İkimiz de normal davrandık. Tek kelime konuşmadık. Hoşçakal bile demeden kalktım yerimden, ben otobüsten indim.
Daha sonra bi baktım minibüse binmişim. Kaptan beşyol ne kadar diye soruyorum. Şöför 1.250 diyor. Sonra minibüs hareket etti ben dururur muyum ben de hareket ettim minibüsle birlikte. Tüm günü ve başıma gelenleri düşündüm . Sonra canım sıkıldı. Eski şeyleri düşündüm. Hüzünlendim.

11 Eylül 2008 Perşembe

düğün var

bi
şey

9 Eylül 2008 Salı

Kimimiz Mağdur


3 Eylül 2008 Çarşamba

Deyişik


Bazen işler karışıyor.

2 Eylül 2008 Salı




Belki de Küçüklerimi Sever Gibi Yapmayıp Gerçekten Sevmeliyim. Öyle Değil mi Yenge?

cinsel şeyler




Belki de dayıdır. Dayı iyidir. Sakallıdır. Köyden gelir arada bir. Bizim evde kalır. Peynir getirir. Sonra gider. Benim için dayı budur.



  © Blogger template 'Mantis' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP